KANSER NEDİR ?
Hücrelerin anormal bir şekilde
çoğalması sonucu urlar meydana
gelmektedir. Urlar iki türlüdür. Bir
kısmı iyi huylu (selim urlar),bir
kısmı kötü huylu (habis) urlardır.
Vücudun değişik
yerlerinden, dokularından
kökenini alan habis karakterli
urların bir kısmına
KANSER
bir kısmına daSARKOM
denir.
Kanser, bazı etkilerle değişime
uğramış hücrelerin, gerek yerel
ve gerek uzak noktalarda
kontrolsüz olarak çoğalıp
büyümelerinin sonucu oluşan
habis hastalıklar grubudur.
Normalde hücreler belli bir
kontrol altında, ihtiyaca göre
bölünerek çoğalırlar. Hücreler
bir taraftan programlı ölüm ya
da "apoptoz" denen olay ile yok
olurken, diğer taraftan da
büyüme faktörlerinin etkisiyle
çoğalır. Büyüme faktörleri
normalde DNA'daki çeşitli
genlerin etkisiyle oluşan
proteinlerdir. Bu genler
mutasyona (değişime) uğrayarak
hücrelerin aşırı büyümesine
sebep olurlarsa, o zaman kanser
oluşur ve bu genlere de "onkogen"
denir.
DNA hayatın merkezi maddesi
olarak kabul edilebilir. DNA'da
genler bulunmaktadır. Genler,
anne veya babadan çocuğa siyah
ya da sarı saç veya mavi göz
gibi özelliklerin ya da talasemi
(Akdeniz anemisi) gibi
hastalıkların geçmesine sebep
olan kalıtım birimleridir.
DNA uzun bir teyp şeridi
gibidir. Vücudumuza nasıl
büyüyeceğini bildiren, hatta
davranışlarımızı belirleyen
biyolojik bir programlar
dizinidir. DNA bilgisayardaki
programları taşıyıcı şeritlere
benzetilebilir.
DNA, deoksiribonükleik asid
dediğimiz hücre çekirdeği
asidinin baş harflerinden oluşan
bir kısaltmadır. DNA hücrelerde
kromozom şeklinde bulunur.
İnsan vücudunda milyarlarca
hücre vardır ve her hücredeki
DNA o hücrenin kontrol
merkezidir. İnsanda 23 çift
kromozom vardır. Bunlar
çekirdekte çiftler halinde
bulunurlar. Yalnız son
çifttekiler cinsiyet kromozomu
olarak farklıdır; kadında XX ve
erkekte XY olarak bulunur.
Kanser genleri ya da onkogenler
70'li yılların sonlarına doğru
bulunmağa başlanmış ve günümüze
kadar çok aktif araştırmaların
konusunu oluşturarak, kanserin
daha iyi anlaşılmasına, tanı ve
tedavinin geliştirilmesine
hizmet etmişlerdir.
Onkogenleri oluşturan
mutasyonlar, karsinojen
maddelerin, virüslerin ve X
ışınlarının etkisiyle meydana
gelir. Kanser bir organda
oluştuktan sonra, uzak doku ve
organlara da metastaz dediğimiz
yerleşmeler yapar ve genel
olarak hastalar metastazlar
nedeniyle kaybedilir. Hızlı
ilerleyen kanserlerde metastaz
erken, daha iyi gidişli
kanserlerde ise metastaz geç
oluşur. Metastaz oluşumu
tesadüften çok, kanser
hücrelerinin bazı organlara
kolay yerleşmelerini sağlayan
özelliklerine bağlıdır. Örneğin,
kolon kanserleri karaciğere,
prostat kanserleri kemiğe
metastaz yapmayı tercih
etmektedir. Burada, kanserli
dokuda kan akımı, damar
hücrelerinin aktivasyonu gibi
faktörler rol oynamaktadır.
Onkogenlerin yanında anti-onkogenler
de çok önemlidir. Onkogenler
kansere sebep olurken, anti-onkogenler
kanseri önleyen genlerdir. Anti-onkogenlere
"tümörü baskılayan genler" de
denir. Bunlar doğal hallerinde
iken, yani mutasyona uğramamış
hallerinde iken hücre
bölünmesini ve çoğalmasını
frenleyen, durduran genlerdir.
Örnek olarak retinoblastoma
genini ve p53 genini
gösterebiliriz.
KANSER
BELİRTİLERİ
Siğil ve benlerde görülen
değişmeler, hızla büyümeler,
İyileşmeyen ve kapanmayan
yaralar,
Sürekli hazımsızlık ve
yutkunma zorluğu,
Sürekli ses kısıklığı ve
sebepsiz öksürükler,
Vücudun herhangi bir yerinde
meydana gelen şişlik ve
sertlikler,
Nedeni
belli olmayan zayıflamalar,
Ruhi
veya bedeni düşkünlük hali,
sebepsiz yorğunluk.
KANSER
ÇEŞİTLERİ
DERİ KANSERİ:
Cilt kanseri sık görülen
kanserlendendir. Uzun
süre kuvvetli güneş ve
ulturavıole ışınlarının
etkisi başlıca
sebepleridir. Daha çok
çiftçi ve gemici gibi
açık havada güneş
altında çalışanlarda
görülür. Güneş ışının
yanı sıra bazı kimyasal
karsinojen maddelerin
imalatında çalışanlarda
da deri kanseri
görülmektedir. Diğer
kanserlere oranla çok
daha sık görülmesine
rağmen cilt kanserinde
ölüm çok nadirdir. Cilt
kanserinin teşhisi diğer
kanserlere göre nispeten
daha kolaydır. Vücudun
görülebilen ve yüzeysel
bir yerinde meydana
geldiği için teşhis
edilebilmektedir. Cilt
kanserleri gerekli
tedaviye iyi cevap
verir.
GÖZ KANSERİ:
Görme duyusunun alıcı
organı gözbebeğidir. Göz
kapakları, gözyaşı bezi
ve kaşı kanserleri de
vardır. En önemlisi
gözbebeğidir. Gözbebeği
kanseri iki tiptir: Biri
daha ziyade çocuklarda
,diğeri ise yaşlılarda
görülür. Çocuklarda
görülen teşhisin uzman
doktor tarafından özel
alet muayenesi ile
sağlanır. Erken teşhis
edilen vakalarda tedavi
ile hastalık yok edilir.
Geç kalınmış vakalarda
ameliyatla gözbebeğini
çıkarmak gerekir. Diğer
tip ise genelde
yaşlılarda görülür ve
daha yavaş gelişir.
Teşhis ve tedavi
yöntemleri
aynıdır. Erken teşhiste
başarı yüksektir. Diğer
göz kanserleri ise daha
ziyade yaşlılarda
görülür.
GIRTLAK KANSERİ:
Gırtlak kanserinin ilk
belirtisi ses
kısıklığıdır. Gırtlak
kanseri sigara
kullananlarda daha fazla
görülmektedir. Erken
teşhis edilen vakalarda
ameliyat gerekmeden
radioterapi ve ilaçla
çok iyi sonuçlar elde
edilmektedir.
AKCİĞER KANSERİ:
Akciğer kanserinin
belirtileri belirtileri
üşüme,bronşit, ve diğer
solunum hastalıklarından
rahatsız bir insanın
şikayetleri ile aynıdır.
Akciğer kanseri daha
ziyade 50 70 yaşlarında
görülmektedir. Diğer
taraftan sosyoekonomik
yaşantıları düşük
gruplarda akciğer
kanseri daha sık
görülmektedir. Bunun
nedeni sigara içme
oranının bu gruplarda
daha fazla olmasına,
içilen sigaranın
filtresiz, yüksek
katranlı ve nikotinli
olması gibi sebeplere
bağlanmaktadır. Akciğer
kanserinin diğer
hastalıklara göre ölüm
oranı daha fazladır.
Tedavisinde üç yöntem
vardır. Ameliyatla hasta
kısmı çıkartmak,
ameliyat sahasının
radioterapi ile tedavi,
ilaçla tedavi
(kemoterapi).
Henüz başlangıç
safhasında olan
vakalarda kemoterapi
başarılı sonuçlar
vermektedir.
MİDE KANSERİ:
Mide kanseri genellikle
45-60 yaşlarında
görülmektedir.
Erkeklerde kadınlara
nazaran bir kat daha
fazla görülmektedir.
Mide kanserinin en
önemli sebebi
beslenmedir. Yiyecekler
içinde bulunan çeşitli
kansorejenler, pişirme
şekilleri, yiyecekler ve
içeceklerin çok sıcak
veya çok soğuk içilip
yenilmesidir. Ayrıca
mide ülseri ,gastrit
gibi hastalıklar da mide
kanserine zemin
hazırlarlar. Mide
kanserinin belirtileri
;hazım
güçlüğü,şişkinlik,dalgınlık
hissi, bulantı, kusma,
mide kanamasıdır. Mide
kanserin tedavisinde en
kesin metod ameliyatla
hasta kısmın
çıkartılmasıdır.
Kanserin eksikliğine ve
yayılma derecesine göre
ameliyattan sonra
radioterapi ve
kemoterapi uygulanır.
Tedavide elde edilecek
şifa derecesi hastalığın
erken veya geç teşhisine
bağlıdır.
KARACİĞER KANSERİ: Karaciğer
kanseri iki türdür.
Birincisi primer
dediğimiz ana kanserdir.
Yani kanser esas ve ilk
olarak karaciğerde
başlamıştır. İkincisi
ise, kanser vücudun
başka bir yerinde
başlamış sonradan o
kanserin hücresi kan
yoluyla gelerek
karaciğerde yavrulaşması
sonucu ortaya
çıkmasıdır. Buna da
seconder veya metastatik karaciğer
kanseri denir. Karaciğer
sirozu, karaciğer
iltihaplanmaları,
beslenme bozuklukları,
alkol alışkanlıkları
karaciğer kanserine
sebep olmaktadır.
Karaciğer kanserlerinde
karaciğer ve mide
bölgelerinde ağrı ve
karaciğerde büyüme en
sık görülen
belirtilerdendir.
Karaciğer kanserinin
tedavisi ameliyattır.
Kemoterapi ve
radioterapi fazla
yararlı olmamaktadır.
LÖSEMİ (KAN KANSERİ):
Lösemi ;
lökositlerin anormal bir
şekilde çoğalması, gerek
bulunduğu gerekse
çevresindeki hücreleri
parçalaması sonucu
oluşur. Ayrıca radyasyon
ve röntgen ışınları da
insanlarda lösemiye
sebep olmaktadır.
Löseminin tedavisi
lökositlerin anormal bir
şekilde çoğalmasını
önlemektir. Bu da ilaçla
tedavidir. Lösemi iki
gruba ayrılır; Akut
(hızlı gelişen)
lösemiler, kronik (yavaş
gelişen) lösemilerdir.
Akut lösemilerin büyük
bir kısmında hastalık
uzun sürmekte ve ölüm
oranı yüksektir. Kronik
lösemilerde ise hastalık
daha uzun
sürmekte ve ölüm oranı
nispeten daha azdır.
Kanserden
korunma, herhangi bir
başka hastalıktan
korunma gibi, nedenleri
ve doğal gelişmesi
konusunda edinilmiş
bilgiye dayanır.
İnsanlardaki kanserlerin
büyük çoğunluğu (belki
de % 80 ya da 90'ı)
çevreyle bağlantılıdır;
bu yüzden, söz konusu
çevre etkenlerinin
ortaya çıkarılması ve
ortadan kaldırılması ya
da denetim altına
alınması, kanserin
önlenmesine en mantıklı
yaklaşım olarak
görülmektedir.Kansere
yol açan etkilerin
ortaya çıkarılması için
iki yöntem, geniş çapta
kullanılmaktadır.
Etkenin bakterilerde
değşinime yolaçma
yeteneğini hızla ölçen
Ames testi, % 90'dan
fazla etkilidir ve
kansere yol açabilecek
etmenlerin (gerekirse bu
etmenler daha sonra
denek hayvanları üstünde
denenir) ortaya
çıkarılmasında geniş
çapta
kullanılmaktadır.Kanser
yapıcı kimyasal
maddelerin hayvan
testleriyle ortaya
çıkarılması, masraflı
olmasına karşılık,
belirli bir etmenin
kansere yol açıp
açmadığından emin
olmanın tek
yoludur.Virüs
enfeksiyonlarıyla
birlikte görülen insan
kanserlerinin (özellikle
de Epstein-Barr ve
hepatit-B virüsleriyle
birlikte görülen
kanserlerin) aşıyla
önlenmesi, kuramsal
açıdan olasıdır; ama
henüz önemli
sayılabilecek ölçüde
geliştirilmemiştir.
Güneş ışığının, deri
kanserinin en büyük
nedeni olması
düşünülmekle birlikte,
bu kanser çeşidinin
yüksek oranda tedavi
edilebilmesi nedeniyle,
ciddi koruyucu çabalar,
oldukça yakın bir
tarihte gösterilmiştir.
Bu tür çabalar,
özellikle, güneş
ışığının yol açtığı
tedavisi güç ve ender
bir deri kanseri biçimi
olan kötücül ur tedavisi
yönünde
yoğunlaştırılmıştır. X
ışınları, gamma
ışınları, vb. yüksek
enerjili ışınım
etkisinde kalmayla
bağlantılı insan
kanserleri, ışın
tedavisi sırasında
alınan önlemler
nedeniyle, çok daha az
yaygındır.Kansere yol
açan çevre etmenlerinin
kanserin doğal gelişme
sürecinin yükselme
aşamasıyla çok sıkı
biçimde ilişkili olduğu
sanılmaktadır.
Sözgelimi, kadınlardaki
meme kanserinin,
beslenme rejiminde yağ
alımıyla ilgisi olduğu
ve akciğer kanserine
sürekli olarak uzun süre
sigara içmenin neden
olduğu açıktır. Sigara
dumanı, başlatıcı birçok
etken içermekle
birlikte, sigarayı
bırakmak, bir yıl kadar
sonra, kansere yakalanma
olasılığının düşmesine
yol açmaktadır.
Hastalığın görülme
sıklığı,yükseltici
etkenlerin sürekli
etkisi nedeniyle sürekli
biçimde sigara dumanı
almakla doğrudan doğruya
ilişkilidir.Özet olarak
akciğer kanseri sigarayı
bırakmakla meme kanseri
de beslenme rejiminde
yağ ve kalorileri
azaltmakla
önlenebilir.Kanser,
kötücül (habis) urların
anormal bir şekilde
çoğalmasına verilen
addır. Klinik
özellikleri ve tedaviye
gösterdikleri tepki
açısından birbirinden
son derece farklı
çeşitli durumlara
verilen genel ad. Bütün
kanserlerde ortak olan
özellik, bir hücre
tipinin denetimsiz
biçimde çoğalması ve
normal dokuları
kaplamasıdır. Bunun
nedeni, hücre DNAsında
iki aşamada
gerçekleştiği sanılan
değişikliklerdir.
19. yüzyıl'da "beyaz
ölüm" diye
nitelendirilen verem,
Ortaçağ'da "kara ölüm"
diye nitelendirilen
veba, ondan önce de
cüzzam gibi, günümüzün
toplumunda da kanser,
insanların çoğunluğu
tarafından en çok
korkulan hastalıklar
öbeğidir. Teşhis ve
tedavi yollarının
araştırılması,
"kanserbilim" (onkoloji)
diye adlandırılan tıp
dalının alanıdır.
1980 yıllarının
ortalarında dünyada her
yıl yaklaşık 6 milyon
yeni kişinin çeşitli
kanserlere yakalandığı
ve 4 milyondan çok
kişinin kanserden öldüğü
bildirilmiştir. Söz
konusu verilerle, en
yaygın öldürücü kanser
biçimi mide kanseriyken
(özellikle Asya'da),
günümüzde, gelişmekte
olan ülkelerde sigara
içmenin yaygınlaşması
dolayısıyla, akciğer
kanseri hızla tırmanmış
ve en çok ölüme yol açan
kanser biçimi haline
gelmiştir. Özellikle
Çin'de ve Japonya'da
hızla artış gösteren
üçüncü en büyük öldürücü
kanser türü, meme
kanseridir. Listede
dördüncü sırada yeralan
kanser çeşidi de, daha
çok yaşlılarda görülen
kalınbağırsak
kanseridir.
Hem erkeklerde, hem
kadınlarda en çok
görülen kanser çeşidi,
deri kanseridir; onu
erkeklerde prostat
kanseri, kadınlarda meme
kanseri izlemektedir.
Buna karşılık, gerek
erkeklerde, gerek
kadınlarda, ölümlerin
çoğunluğuna akciğer
kanseri neden
olmaktadır. Kan
kanseriyse, çocuklarda
en yaygın kanser
tipidir. Son yirmi-otuz
yıl içinde, ortalama
ömrün uzamasıyla nüfusun
içindeki yaşlı sayısının
artmasına, aynı zamanda
da sigara içenlerin çok
büyük sayıda artmış
olmasına (özellikle
kadınlar arasında) bağlı
olarak, kanser
hastalıklarının
sayısında gözle görülür
bir artma olmuştur. Bazı
uzmanlar, sigara
kullanımına toptan son
verilmesi durumunda,
akciğer kanserinden
ölümlerin 20 yıl içinde
ortadan
kaldırılabileceğini
ileri sürmektedirler.
Kanser tıpta aynı
enfeksiyon gibi büyük
bir hastalık grubunun
adıdır. Yüzden fazla
kanser türü
bulunmaktadır. Her doku
ya da organın
enfeksiyonunun farklı
bir hastalığı
tanımladığı gibi kanser
de her doku ve organda
farklı bir hastalık
olarak karşımıza çıkar.
Üst solunum yolları
enfeksiyonu, üriner
enfeksiyon, yumuşak doku
enfeksiyonu ve sepsis
gibi kanserde farklı
yerleşim yerlerinde
farklı hastalıklar
olarak karşımıza çıkar.
Cildin bazal hücreli
kanseri, rahim ağzının
insitu kanseri gibi
kanserler hasta
açısından çok kolay
atlatabilecek
hastalıklar olmasına
karşın pankreas kanseri
ve karaciğer kanseri
gibi hastalıklar hasta
açısından ciddi problem
oluşturabilirler.
Bir ur ya da neoplazma
tek tek hücrelerin
büyümesini ve
metabolizmasını yöneten
biyolojik mekanizmalara
ve canlı organizmanın
bütününü kapsayan hücre
etkileşimlerine tam
olarak uymadığı
için,nispeten özerk diye
tanımlanır. Ur kelime
anlamı olarak sertleşen
oluşum anlamına gelir.
Bazı urlar türemiş
oldukları dokudan daha
hızlı biçimde büyürler,
bazılarıysa bir kitle
haline
gelmektedir.Hücrelerdeki
urlar yeni hücrelere
aktarılırlar bu yüzden
kalıtımsaldırlar. Urlar
yalnız çok hücreli
organizmalarda
görülürler bakteriler
gibi tek hücreli
organizmalarda
görülmezler. Urlar iki
çeşittir:
İyi huylu (selim) urlar
[değiştir]
Bunlar tehlike
oluşturmayan hücrelerdir
genellikle damar
şişkinliği kas
şişkinliği şeklinde
görülürler.Ancak bazen
aşırı şekilde
büyüdüğünde diğer
organları sıkıştırabilir
ve alınması gerekebilir.
Kötü huylu habis urlar
[değiştir]
a.Karsinom (karsinom):
Bunlar yabancılaşan deri
hücreleri, mukoza
hücreleri ve beze
hücrelerinde oluşur.
b.Sarkom (sarkom):
Bunlar yabancılaşan
aradoku hücrelerinden
fibrosarkom, kemik
hücrelerinden
osteosarkom, kas
hücrelerinden miyosarkom
ve yağ hücrelerinden
liposarkomları
oluştururlar. Lösemi
yani kankanserinin
oluşur.
Kanser apansız gelişerek
hastanın durumunun hızla
bozulmasına neden
olabilir ya da yıllarca
yavaş yavaş
ilerleyebilir.Yavaş
ilerleyen kanserde kişi
durumunun farkında
olmayabilir bu yüzden
tedavide geç
olur.Amerikan kanser
derneği kanserin 7 temel
uyarı işaretini
belirtmiştir:
Bağırsak ve idrar kesesi
işleyişinde değişiklik
Olağan dışı kanama ya da
akıntı
Memede veya başka bir
yerde kalınlaşma ya da
şişme
Sindirim bozukluğu ya da
yutkunma güçlüğü
İnatçı ses kısıklığı ve
ya kalınlaşması
sindirim ya da yutkunma
güçlüğü
Bir siğil ya da et
beninde gözle görülür
değişiklik
Başlaması ve ilerlemesi.
Kanserin gelişmesinde
genel özelliklerden
biri, kansere yol açıcı
etkenin ilk etkisinde
kalış ile kanserin
ortaya çıkışı arasında
geçen uzun süredir.
Hemen her kansere yol
açıcı etmen çeşidinde,
kanserin belirti
vermediği bir dönem
vardır. 1940 yıllarının
sonlarından başlayarak,
bazı araştırmacılar,
kanserin gelişmesindeki
ilk aşamaları ya da
doğal tarihçesini
tanımlamışlardır. Fare
derisi üstünde yapılan
klasik bir deneyde, bir
etkenin bir kez
uygulanması, kötücül ur
oluşmasına yol açmış,
buna karşılık ardından
ikinci bir etkenin
birkaç kez uygulanması,
urların gelişmesine yol
açmıştır. İlk etkenin
yol açtığı başlama, geri
dönüşsüz bir olgudur ve
bir hücrenin içine bir
kez girmesini aylar ya
da yıllar sonra yükselme
izleyebilir. Yükseltici
etkenlerin kendileri
kötücül ur oluşmasını
uyarmaz ve ilk etmenin
yol açtığı başlangıcın
tersine, yükselme geriye
dön-dürülebilen bir
olgudur: Yükseltici bir
etkenin uygulanması kısa
.aralarla değil de, uzun
aralarla tekrarlanırsa,
her iki olguda toplam
aynı yükseltici etken
kullanılmış olduğu
halde, hiçbir kötücül
ura yol açmaz. Ayrıca,
yükselme, beslenme
rejimi, hormonlar, çevre
etkenleri ve hücre
yaşlanması gibi
etkenlerle değişikliğe
uğratılabilir. Başlama
ve yükselmeden oluşan bu
iki aşama, birçok
dokulardaki kanser
gelişmesinin doğal
gelişmesinde genel
olgudur. Yalnızca
karaciğer kanserini
yükselten fenobarbital
ve idrar kesesi kanseri
için özgül gibi görünen
sakarin gibi bazı
yükseltici etkenler,
doku özgüllüğü
gösterirler. İnsanda,
alkollü içkiler,
bedendeki katı yağlar ve
sigara dumanındaki
bileşik, yükseltici
etkenlerdir.
İlerleme. Bir urun
başlaması ve yükselmesi
oluştuktan sonra, iyicil
biçimden kötücül biçime,
düşük derecede kötücül
bir urdan, hızla
büyüyen, son derece
kötücül bir ura doğru
ilerleyebilir. Bir
kanserin ilerlemesi, bir
hücrede, bir ya da daha
çok sayıda kromozomda
önem taşıyan bir ya da
daha çok anormallik
Orta'ya çıktığı,
ardından hücre aşırı
ölçüde büyüdüğü ve
çoğaldığı zaman oluşur.
C-onkogenlerin
etkinleşmesinin en kolay
biçimde
gösterilebileceği aşama,
ilerleme aşamasıdır.
Ayrıca, uru baskılayıcı
genlerin yok edilmesi
ve/ya da
etkisizleştirilmesi, bu
ilerleme evresinde, ya
kromozomların ya da
kromozom kesimlerinin
özel yitimi ya da
değişmesi sağlanarak, ya
da genetik
çokbiçimliliğinin
rekombinant DNA
teknolojisiyle
incelenmesiyle
gösterilebilir. Kanser
ilerlemesinin başlıca
bölümü, metastazdır.
Metastazda, ilk kötücül
urda oluşan hücreler,
kan dolaşımı ya da lenf
sistemi aracılığıyla ya
da cerrahi girişim gibi
bazı yollarla
yayılabilir ve böylece
ikincil ur büyümeleri
oluşturur. Bu metastaz
urları, aşağı yukarı
istisnasız biçimde,
kromozom anormallikleri
sergilerler ve
genellikle hastanın
ölümüne yol açarlar. Bir
ilk kötücül urdan
milyonlarca hücrenin
metastaz yapmasına
karşılık, ancak birkaçı,
bedenin çeşitli
yerlerinde metastaz
bozunları oluşturur.
Bazı urlar "duraklar" ve
kötücül olma yönünde
ilerlemeye koyulmadan
önce, yıllarca belirti
vermez durumda
kalabilirler.
Bazılarıysa, iyice
ilerleme aşamasına
girmeleri ve metastaz
göstermeleri durumunda
bile, büyümeleri
durabilir ve hastanın
geri kalan ömrü boyunca
belirtisiz kalabilir.
İnsanda bu tür bir ur
örneği, genellikle
çocukluk sırasında
ortaya çıkan bir ur olan
böbreküstü bezi
nöroblastomudur
|
|
|
|